Doç.Dr. Umut Kalyoncu
İç Hastalıkları Anabilim Dalı, Romatoloji Bilim Dalı
 
Merhaba,
Sizlerle web sitem üzerinden tecrübelerimi paylaşmaktan büyük mutluluk duyacağım.

Sağlık Dolu Günler Dilerim.
Kullanıcı Girişi
Beni Bu Bilgisayarda Hatırla
 
  Adınız Soyadınız
 
  E Posta Adresiniz
 
  Telefon
 
  Tahlil Dosyası Gönder
 
17448 Kişi siteyi ziyaret etti.
Doç.Dr. Umut Kalyoncu
Hakkımda
Beni tanımak ister misiniz, bilmiyorum, yine de kendimi formal bir CV’nin içerisine sıkıştırmak istemedim. Aşağıda eğitim hayatım, ailem ve hobilerimi bulacaksınız, umarım çok sıkıcı ve uzun yazmamışımdır.
1976 yılı Ocak ayında güzel İzmir’in şirin bir ilçesi olan Bergama’da doğdum. Milattan önceki dönemlerde Ege bölgesine başkentlik yapmış olan bu küçük ilçede ilkokul ve ortaokulu bitirdikten sonra 1989 yılında o dönemler tüm Türkiye’de 13 tane olan Fen liselerinden birisi olan Trabzon Yomra Fen lisesini kazandım. Edebiyat öğretmeni olan sevgili babam Fen lisesine gitme konusunda beni teşvik ederken Artvin doğumlu yine öğretmen olan sevgili annem otobüsle 24 saat süren bu ile gitmemi istemedi ama karşı da koymadı. 1989–1991 yıllar arasında Karadeniz’in bu fırtınalı şehrinde okuduktan sonra lise 3’de Bergama lisesinden mezun oldum. 
1992 yılında üniversite sınavından sonra 14 tercih yaptım. Sanırım elektronik mühendisi olan abimden etkilendiğim için tercihlerimin sadece birisi Tıp Fakültesi diğerleri mühendislik fakülteleriydi; sonuçta Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi (HÜTF) Türkçe bölümünü kazandım. Bir yılı İngilizce hazırlık olmak üzere 1992–1999 yılları arasında Tıp Fakülte’sinde okudum ve Tıp doktoru unvanını kazandım. Tıp eğitimi sırasında girilen en zor sınav olan Tıpta uzmanlık sınavında (TUS) 60 puan aldım. Dönem 4 stajer eğitimim sırasında dâhiliye uzmanı olmaya karar vermiştim, ilk TUS sınavından sonra idealim olan HÜTF İç Hastalıkları bölümünü kazanamamam nedeniyle doğduğum ilçe Bergama’ya ailemin yanına döndüm. Neyse ki o dönemde yeni mezun olan doktorlara mecburi hizmet şartı yoktu. Eğer böyle bir şart olsaydı şu anda ilk sınavda aldığım puanla beraber istemediğim bir uzmanlık dalında çalışıyor olacaktım. 6 ay yoğun bir çalışmanın ardından ikinci TUS sınavında 71 puan alarak istediğim bölüme girdim. 2000–2003 yılları arasında zorlu bir asistanlık eğitiminin ardından 2004 yılında HÜTF iç hastalıkları bölümünde 1 yıl başasistanlık yaptım ve aynı yıl içerisinde benim için büyük bir onur olan Şeref Zileli yılın başarılı asistanı ödülünü kazandım.
2004 Ekiminde ağabeylerim olarak niteleyeceğim Prof. Dr. İhsan Ertenli ve Prof. Dr. Sedat Kiraz’ın teşvikiyle HÜTF İç Hastalıkları Anabilim Dalı Romatoloji Ünitesinde fellow eğitimine başladım. Romatoloji alanında ve belki de daha önemlisi hasta bakım prensipleriyle ilgili neredeyse tüm bilgi ve görgümü sayın hocam Prof. Dr. Meral Çalgüneri’den aldım. Bu dönemde günlük en az 12 bazen 15 saatlik çalışma temposuyla yoğun bir eğitimden geçtim, bu eğitim 5.5 yıl sürdü ve Ocak 2010’da toplam 18 yıl içinde bulunduğum çok sevdiğim üniversitemden askere gitmek üzere ayrıldım. 2007 yılında Paris’te “düşünüyorum öyleyse varım” prensibini hayata geçiren Descartes’in üniversitesinde Cochin hastanesi Romatoloji bölümünde 4 aylık klinik epidemiyoloji eğitimi aldım. Bu üniversitede Romatoloji camiasının yakından tanıdığı Prof. Dr. Maxime Dougados ve üzerimde çok emeği olan Dr. Laure Gossec’ten epidemiyoloji, çalışma dizaynları, sistematik literatür taraması ve orijinal makale yazımı ile ilgili eğitim aldım. Askerliğimi Gülhane askeri tıp akademisinde birbirinden değerli askeri doktorların arasında tamamladım. Tıp fakültesinden mezun olduğum sırada bana rast gelmeyen mecburi hizmet Romatoloji uzmanı olduğumda bana kendisini hatırlattı.
1998 yılında Uğur Mumcu araştırmacı gazetecilik vakfının düzenlediği yazarlık semineri aracılığıyla tanıştığım kısa sürede kaynaştığım biricik sevgilim Gül Kalyoncu ile 2002 yılında evlendim. 2010 yılında benim için dünyalar değerinde kızım Işıl 32 haftalık, 1750 gramlık bir premature bebek olarak dünyaya hoş geldin dedi. Doğumdan sonra 30 saniye kadar ağlamadı, benim için hayatımın en korkutucu dönemi o 30 saniyedir. Halen iki yaşını doldurmuş olan kızım benim Hatay’a gelip süt ve ekmek aldığımı bir de dizleri ağrıyan hastalara ilaç verdiğimi söylüyor. Antakya devlet hastanesine Romatoloji uzmanı olarak atandığımı öğrendiğimde Samsun’da acemi birliğinde yazıcı olarak çalışıyordum. Eşim Hacettepe Üniversitesi insan kaynakları bölümünde çalışmaktaydı. Bu nedenle Antakya’ya taşınmamız mümkün olmadı ve her hafta sonunu Ankara’da geçirmek şartıyla 550 günlük Antakya devlet hastanesi maceram başladı. Günde 70 hasta ortalamasıyla bakabildiğim kadarıyla bilgi ve tecrübelerimi Antakya’ya aktardım. Burayı hem sevdim hem sevildim, çok güzel dost canlısı insanlarla tanıştım. Eylül 2011 tarihinde doçentlik unvanını aldım, ama bu durumun resmi makamlarda bir şey ifade etmemesi nedeniyle mecburi hizmetime 1 yıl daha devam ettim. 
Mart 2013 tarihinden itibaren Hacettepe Üniversitesi, İç Hastalıkları Anabilim Dalı, Romatoloji Bilim Dalında öğretim üyeliğine başladım.
        
Uluslar arası romatoloji dergilerinde yayınlanmış 40, özet bildiriler dahil olmak üzere 70’in üzerinde çalışmam bulunmaktadır. Bu yazılarım şimdiye kadar 250 civarında atıf almıştır. Bilimsel indekste önemli bir kriter olan “h indeksim” 9’dur. Romatoloj eğitim ve araştırma derneği (RAED) ve İç hastalıkları uzmanlık derneğine üyeyim. RAED’in resmi dergisinde editör yardımcısı olarak çalışmaktayım. 
Futbol oynamak hayatımın bir parçasıdır. Haftada en az iki maç oynamazsam rahat edemem, en sevdiğim futbolcu her şeyiyle Alex’dir. Masa tenisi Trabzon Fen lisesinden kalma bir alışkanlık iyi bir partner bulursam her zaman oynarım. Üç bant bilardoyu Tıp Fakültesi yıllarımda çok oynadım, şimdi beraber oynayacak bir arkadaş bulamadığım için köreldim. 19. yüzyıl klasik romanlarını okumak en sevdiğim alışkanlıklarımdandır. Dostoyevski en sevdiğim yazardır, tüm kitaplarını en az bir defa okudum, insan doğasıyla ilgili ondan çok bilgi aldım, doktorluğumu yaparken içgüdüsel olarak bu bilgileri kullanıyorum. Diğer sevdiğim yazarlar Fransız Honoré de Balzac, Victor Hugo, İngiliz Charles Dickens, Rus Lev Tolstoy’dur. Dedektif romanlarına ayrıca düşkünlüğüm vardır Agatha Christe ve onun büyük dedektifi gri hücreler sahibi Hercule Poirot hayranıyım. Oğuz Atay ve “tutunamayanları” Türkiye’de tek geçerim. Nazım Hikmet Ran en sevdiğim, etkilendiğim ve örnek aldığım yazar ve şairlerin başında gelmektedir. Müzik ve resimle aram iyi değildir, ancak Paris’ten kalma alışkanlıkla müze gezmeyi severim. Arkeoloji ilgimi çeker ama yeterince zaman ayıramadığım bir alan, profesör olduktan sonra tekrar üniversite sınavına girip arkeoloji okuma niyetimi her daim korumaktayım.